31 NUMARALI REKLAM ALANI
Bacıyan - ı Rum
banner245
KAYSERİ’DEN DÜNYAYA AÇILAN PENCERE
ANADOLU’DA KADINLARIN YÜKSELEN SESİ
BACIYAN-I RUM (ANADOLU KADINLARI)

YERİ GELDİ HALI TEZGÂHLARININ BAŞINA OTURDULAR, YERİ GELDİ NİNNİLERLE UYUTTULAR EBELERİNİ
YERİ GELDİ, TOPRAKLARINI İŞGAL EDEN MOĞOLLARA KARŞI ERKEKLERİYLE OMUZ OMUZA SAVAŞ VERDİLER.

Uyuyor Kızılırmak, sırtını Güney’e dayamış, yorgun uyuyor Kızılırmak...
Bir dağ, bulutları deldi. Başkaldırdı... Göğe yükseldi dört mevsim tepesi beyaz Erciyes... Eteklerine kuruldu bozkırlarıyla Kayseri...

BOZKIRLARI YIRTTI FATMA BACI’NIN ÇIĞLIĞI

Gelecek olan Eren’in müjdesini veren, Evhaduddin Kirman’ının kızı, Fatma, pembe yüzüyle, Kayseri’de dünyaya açtı gözlerini...
Serpildi...
Boy verdi...
Ergendi...
Sofralar hazırladı konuklarına toprak elleriyle...                                                  

Baba ocağına, günlerden bir gün Ahmet Yesevi’nin gönderdiği, Ahi Evren adında konuk gelir... Konuk ki, vurulur Fatma bacının keskin kahverengi gözlerine. Yakılır kınalar... Ahi Evren Kirmani’ye damat olur.

Fatma Bacı erleriyle, yani babası ve kocasıyla çıktığı ahilik yolunda, kurdu Bacıyan- ı Rum’u… Bir ışık gibi uzandı sesi. Dalga dalga yayıldı. Kayseri’den dünyaya açıldı pencere. Hemcinsleri toplandı Fatma Bacı’nın çağrısıyla... Önce eğitti, sonra kaliteli üretim için seçti bacıları bir bir.
Kuruldu Bacıyan-ı Rum. Yaşam boyu mücadelenin kaçınılmaz olduğunu bilen Ahi kadını, kendisini Bacıyan-ı Rum da ifade edebildi.

Ata binen, kılıç kuşanan bacılar, seçilmiş bebelerine hem İslam’ı, hem de okuma-yazma, Türkçe, Arapça, Farsça, müzik, matematik ve daha sonra kendilerini savunmak için at üstünde ok atmayı, kılıç kuşanmayı öğrettiler...

Fütüvvetname okutuldu, kazanlarda pişirildi aşlar...
Damaklar şenlendi.
Oyunlar oynandı, şarkılar, türküler söylendi. Şiirler okundu...
Hikâyeler anlatıldı en güzelinden...

Yeri geldi erleriyle yan yana silah attılar.
Ata bindiler korkusuz, atıcılık yaptılar...

Yeri geldi ellerinde ses verdi halı tezgâhları. Öykülerini döktüler örgülerine. Motif motif akıttılar emeklerini halı tezgâhlarına...

ANADOLU TASAVVUF ÖĞRENİYOR BACILARLA

Ana-bacı aracılığıyla bacılar, sohbet, zikir semah ve diğer tasavvuf ayinlerini öğrendiler ve öğrettiler... Birinci aşamada, kuran bilgisi okuma-yazma ve Türkçe, matematik öğrenildi.
İkinci aşamada mesleki bilgi tasavvuf bilgisi, müzik, Arapça ve Farsça eğitim verildi. Bu aşamadayken ayrıca askeri eğitim de aldılar... Ata binme, ok, kılıç, kalkan kullanma öğretilirdi genç kızlara.
Üçüncü aşama marifet kapısıdır. Burada Allah’a inanmak benliği öldürmek, kin ve nefretten uzak durmak ve en önemlisi cehalet karşısında susmak istenir.                                                                                              
İslam’ın bütün şartları cumartesi günü öğretilirdi... O günün cumartesi günü, bugünün pazartesi günüdür. Akşam yemeğinden sonra dini, ahlaki ve eğitici kitaplar okunur sonra semah ve raks edilirdi... Dönerdi Anadolu bacıları rengârenk giysileriyle... Konuk evleri, sanki bir gül bahçesiydi... Tek amaç din ile dünya işlerini bir arada yürütmekti...

Dedikodu yapan iftira eden, gururlanan, kibirlenen, zina işleyen, içki içen, merhametsizlik eden, sözünde durmayan, yalan söyleyen, kişinin ayıbını örtmeyen, ayıbını yüzüne vuran, cimrilik eden, insan kanı akıtanlar Anadolu bacılarına katılamazdı... Yer yoktu Anadolu bacılarının sofrasında onlara...

ANADOLU ÜRETİYOR BACILARLA

Omuz omuza veren bacılar, Türk toplumunun Anadolu’da ezilmesini engellemiş, ekmek vermiş, aş vermiş ve kök salmasını sağlamışlardır. Kadınıyla, erkeğiyle yekvücut olmuş felsefelerini geliştirmişlerdir...
Sıra eğitime gelmiştir...

Fatma Bacı, kocasının kurduğu Debbağlar çarşısında bacılarla...
Otuz iki çeşit esnaf ve sanatkârı içinde barındıran çarşıda bacılar, dericilik, demircilik, marangozluk yanında çadırcılık, keçecilik, boyacılık, halı ve kilimcilik, oya ve dantelcilik, dokuma ve örgücülük nakışçılık ve dikim yapmışlardır erleriyle birlikte.

Bacılar evlerinden sokağa bir ışık huzmesi gibi uzanmışlardır... Demir sesleri, çekiç sesleri arasında bebelerinin sesleri de Erciyes’te yankılanmıştır...
Yamak, çırak-kalfa-usta bilek bileğe bir arada.
 Usta usta olmuş ve esnaflığa geçmiştir.
Hem sanat, hem ticaret hem de savaşçı ruhlarıyla adeta meydan okumuşlardır dünyaya Anadolu Bacıları...

ANADOLU AYDINLANIYOR BACILARLA
ANADOLU BACILARI ANA
ANADOLU BACILARI YÂR
ANADOLU BACILARI İŞÇİ
ANADOLU BACILARI EĞİTİMCİ
ANADOLU BACILARI AYDIN
ANADOLU BACILARI SAVAŞÇI

Anadolu bacıları aydınlanma hareketi içinde, Avrupa kadını engizisyon mahkemelerinde, cadı kazanlarında yanıyor...
Bu dönemde Kayseri’de, Müslüman’ı, Ermeni’si, Rum’u ve Hıristiyan Türküyle ahlaki bir hoşgörüye dayanan yakınlık, candaşlık hakim olmuştur.
Kardaş-bacı, Ana- kız...
El ele yan yana, omuz omuza...
Kentten fışkıran Bacıyan-ı Rum kadınları sarmaşık gibi Anadolu’yu sardı. Anadolu ki, sarmaşığa kök oldu...
Erciyes dağı ile Kayseri
Türküleriyle Sivas
Bağlarıyla Tokat
Kızılırmak vadisiyle Kırşehir
Peribacalarıyla Nevşehir
Kaplıcalarıyla Eskişehir
Kardelen çiçeğiyle Kars

Kucak açmış bacılara... Bağrına basmış ve tüm dünyaya örnek olmuştur Anadolu Kadın Birliği...
Onlar ki, eli açık, kapısı açık, sofrası açık, gözü kapalı, dili bağlı, güvenilir, hilesiz hurdasız olarak yaşadılar bu topraklarda... Kimsesiz genç kızlara kol kanat gerdiler, yaşlı kadınlara baktılar, ellerindeki malı yürekten pay ettiler.
ANADOLU’DA MOĞOL İSTİLASI

ANADOLU DİRENİYOR BACILARLA                                     
ANADOLU AĞLIYOR BACILARLA
ANADOLU KANIYOR BACILARL       

3 Temmuz 1243 Temmuzun alevinde bir lav gibi sardı Moğollar Sivas’ı dört bir yandan... Sivas’tan sonra 15 gün boyunca kanadı Kayseri. Çoluk çocuk, kadın-kız, canlı hayvan bile bırakmadılar. Gözü dönmüştü Moğolların...
Beyaz bir gelin gibi süzülen Erciyes puslandı...
Meşet ovasının içindeki Sırçalı Kümbet ağlıyor için için. Hoçak’ın ihanetiyle sarılır Kayseri Kalesi. Direndi bacılar, çoluk çocuk hep birlikte...
Kılıç salladılar, ok attılar...

Kale içinde çığlık
Kale içinde açlık
Kale içinde sefalet
Kale içinde veba

Gözü dönmüş Moğollar kılıçtan geçirdi bacıları...
Çığlıklar çığlıklara karıştı...
Akbörkleri başından düştü bacıların. Göğüslerinden kopartıldı körpe bebeler...

Kocası hapis düşmüştü Fatma Bacının. Bir yanı eksildi Fatma Bacının, gömdü yalnızlığını içine. Yılmadı direndi direndi... Erler kahpe pusuda kan ile düştüler toprağa... Geceler gündüzlere karıştı...
Toz duman içinde alev alevdi Kayseri...  Esir düştü Fatma Bacı ve diğerleri... Dondu Erciyes dağı, erimedi bir daha tepesindeki kar. Bacıların yunduğu, çamaşırların yıkandığı Sarmısaklı, kanadı kanadı... Sustu çarşıdaki çekiç ve örs sesleri...
Tezgâhlar ölüm sessizliğine gömüldü... Günler, ayları, aylar yılları kovaladı. 16 yıl sürdü Fatma Bacının ve bacıların Moğolların elindeki esareti.
Moğollar iki kanattan Tokat’tan Kayseri’ye girerler. Mevlana’dan gelen mektupla, Tokat direnmez Moğollara. Kara Tatar köyüne (bugünün Sarıoğlan kasabası)  hasta olan erler yerleştirilir. Hunat Hatun’un aşık olduğu eri de Kara Tatar’dadır. Kurulur hastane hatun ananın çabalarıyla.

Mevlana’nın oğlu aşık olur 13 yaşındaki Kimya Hatuna. Kimya Hatun’un kaderinde Şems’le yaşamak vardır.

İşte Höbek köyü. Ali hoca saplar toprağa mızrağı, Moğollar geçemezler mızraktan öteye. Kara Mazak diye bilinen bu yer kutsal yer ilan edilir. Kurt ini ve gezi köyleri keşfedilmemiştir Moğollar tarafından. Börü tepesi kurt tepesidir. Gözü dönmüş, eli kanlı Moğolların, tecavüzüne uğrayan ve hamile bırakılan bacılar, bacıları tarafından Sivas’a götürülür. Yine bacılar tarafından tuzlaların gelirleriyle beslenir, bakılır...
 
Onuru seçen bacılarda toplu intihara gider Sarmısaklı Irmağında                                        

Kayseri’de Sarmısaklı ırmağı                                                        

Kızılırmak
Yeşilırmak
Tokat da şahit
Başlarında akbörkleri
Onuru seçti bacılar
El ele
Kol kola
Örnekleriyle gittiler
Yarım kaldı tezgâhlarda
Halılar
Kilimler
Sustu çekiç sesleri
Dövülmedi demirler
Düğümlendi yıldızlar

Fatma Bacıyı esaretten kurtaran iki kişi...
2 yıl sonra kocasını hain pusuya düşürüp katlediyor.
Acı üstüne acı yaşıyor...
Dağlanıyor Fatma Bacının yüreği...                                                  

Yetersiz kalıyor sözcükleri ki, o başkaldıran Fatma Bacı yüreğinde erinin ateşi sönmeden evlendiriliyor.

Bu evliliğinden bir erkek çocuk dünyaya getiren Fatma Bacı, acısını oğlunun ninnilerine gömüyor... Bir sabah ki, o karanlık acı sabah. Cansız bedeniyle uyanıyor Fatma Bacı, 7 yaşında oğlunun cansız bedeniyle uyanıyor... Kara toprağa veriyor, tütüyor Fatma Bacı...                               
Yine sözcükler yetersiz kalır...
Üçüncü kez evlendirilir Fatma Bacı. Abdal Musa’yla yakınlığı ile bilinen Kadıncık Ana Hacı Bektaş Veli’nin mezar taşını da yaptırdıktan sonra yüreğinin acılarıyla 93 yaşında yaşama veda eder... Geride kalan bacılar Orhan Gazi dönemine kadar çalışırlar. Üretirler, direnirler...

ANADOLU KİMLİĞİNİ BULUYOR BACILARLA

Yaşanmış acılar; ödenen bedeller, kadının sosyal yaşamda ne denli etkin olduğunu gösterir ve üretimleriyle Anadolu’nun yeni bir uygarlığa beşiklik etmesinde etken olur.

Güzellik, asalet, akıl ile birleşen iyi eğitimli oluşları, ata binme, silah kullanma, savaşabilme gibi özeliklerin yanı sıra, yardım severlik ve eşlerine her alanda yardımcı olmaları, her şeyden önce hayat arkadaşlığını yan yana sürdürmeleri, erkeği ile eşit haklara sahip olabilmeleri, Bacıyan-ı Rum kadınlarının en büyük özellikleridir. Türk insanın sıkıntılılarını hafifletmiş, zorluklarını erkekleriyle birlikte omuzlamışlardır.
Türk toplumunun ezilmesini, yok olmasını engellemekle kalmamış, gelişip kökleşmesini sağlamışlardır. 13. yüzyılda bugünkü modern kadının temelini atmıştır Anadolu’da Bacıyan-ı Rum kadınları...

METİN YAZARI VE SENARİST
SÜHEYLA TAŞÇIER

DELİ GÖMLEĞİ GİYİNDİM YİNE...
ŞİMDİ DÖNEM AŞK HİKÂYESİ Y> Resim :
banner187
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner208

banner196

banner246

banner195

banner198

banner199

banner221

banner276

Geçmişten günümüze bir sayfa'da
DÜNYA KİTAP 2000 YILI ŞİİR ÖDÜLÜ, MEHMET HAMEŞ’İN…

Haberi Oku